Birikmişlerimi harcayalım mı?

12 Aralık 2015 0 Yorum

image

Her hissin, her sözcüğün, her cümlenin en güzelini saklarken zihnimin çatı katına, bir de hiç kullanılmamışlarımı seçtim hayatımdan. Bugüne kadar dile getirdiğim kelimelerin bile kıskanacağı anlatacaklarım var sana.

Vücudunun her bir zerresi varlığını farkedecek biliyor musun?Canlanacaksın. Hani şu herkesin “sol yanına değdi mi başka bir kalp, içine işler ince ince, her nefesinde kanına karışır, iz bırakır” dedikleri var ya işte tam da anlatıldığı gibi, istila edilmen için sana doğru geliyor.Gelen gelirken yanında getirdiklerini almasın bir daha diye dualar edeceksin belkide.

image

Gözlerine değen tüm ışıklar anlamlanacak. Sana yakın kim varsa mucizeye şahit olacak. Biriktirmeye başlarken, gelen mucizenin biriktirdiklerini harcamaya ortak olacaksın. Senin biriktirdiklerini harcarken de mucizen biriktirecek daha önce hiç sahip olamadıklarını anlıyor musun?

image

Ellerinin anlam kazandığını, dudaklarının en güzel tabiat meyveleri ile betimlendiğini, adının en güzel dudaklarından en mahrem zamanlarda kulaklarını şenlendirdiğini duyacaksın. Senin kıymetlilerinden bir bir hediye edeceksin sana hediye edene.

Yavaş yavaş kendinden uzaklaşacaksın ve bunu gönül rızasıyla yapacaksın önceleri. Kendini unutan bir ruha yeniden bir benlik yerleştireceksiniz el birliği ile.

image

Alacağınız yolun mesafesi belli olmayacak. ilk zamanlarda zaman, mekan kavramınız olmayacağı gibi mantık kullanılmamak üzere zihin sandığına hapis olacak.

Her an yüzünüzde şapşal sevimli bir gülümseme, gözler ışıl ışıl, dudaklar hep ondan bahsedecek. Mecburi ayrılışların ardından her buluşmada başka bir mucize arayacaksın.

Her hareketini önemseyecek ve anlam çıkartmaya, her davranışının insan ötesi özel bir varlığa ait olduğuna inanacaksın.İşte insan olmanın en hak edilmiş mücevheri ile tanışmış olacaksın. o ne güzel haldir öyle.

image

Deniz yorgunluğu ile demlenirken kumsalda, onca sıcağın içinde birden esintisiyle hoşluk hissi yaşatan rüzgar ya da içinin hararetini alan en güzel meyvelerden yapılmış dondurmanın lezzetiyle serinlemek, soğuk kış gecelerinde içilen salebin tarçınını koklamak, karın içinde sıcak şarap yudumlamak gibi keyif alacaksın hayattan. En güzel besteyi hergün başka bir keyifle dinliyor olacaksın.

image

Kendini olduğundan daha küçük hissederken, sevimli yaramazlıklar yapmak isteyecek, bazen çocuk gibi şefkat, ilgi verilirken limitsiz şımartılmak, en ateşli haller ile mest edilmek isteyeceksin. Yaşayacaksın hepsini hem de dolu dolu.”Yeniden doğdum” “Sen daha önce nerelerdeydin?” diye soracaksın.

Bir bakacaksın hayatının içinde senden başka bir hayat daha yaşıyorsun. Yediğin tatlılar, karbonhidratlar, gazlı içecekler gibi şişkinlik yapmaya, hazımsızlık yaratmaya başlayacak ufak ufak kendinde bulamadığın eski kendi hayatının kaybolduğunu anlamak.

Düşünülmüş, planlanan bir çok organizasyonun içinde hiç yalnız olmadığını anlayacaksın. Bazen de planlanmış ne varsa içindeki insanların kabul edilmiş olmalarına kendinin karar vermediğini göreceksin. Biz olmaya çalışırken verdiğin kararlardan ben olarak rahatsız olmaya başlayacaksın.

image

İçinden dışa doğru sızmaya başlayacaksın. Damlaya damlaya birikeceksin. O da birikecek. Bu biriktirdiklerin daha öncekiler gibi de iyi hissettirmeyecek.

“Bu sabah beni aramadı. Neyin var senin? Neredesin? Neden telefonlarıma cevap vermiyorsun? Ben çok yoğunum bugün. Seni  sonra ararım….” Cümleleri duyulmaya başlarken aldığın birikmişlerin pis kokusunda saklanan; “Sıkıldım artık. Bu da beni şimdi ne diye bu kadar hayatının merkezine oturttu? Nasıl söylemeliyim ayrılmak istediğimi? cümlelerine eşlik eden “Can Yakarlar” olarak adlandırılan cümle kalıpları bir paragraf olarak dudaklardan dökülme aşamasına gelecek sonra.

” Sen çok özel bir insansın. Benim için çok önemlisin.Sana çok saygı duyuyorum. İnsan seninle hayatını tamamlamak ister ancak ben gerçekten bu hayalini gerçekleştirmek için uygun kişi değilim. İlişki beni korkutuyor açıkçası. Sen çok değerlisin. Ben sana layık değilim……” derken bir ruh diğerine, tüm bunları sadece dinleme gücüne sahip olan, kırgın ve yaralı taraf, istemese de kabullenmeyi öğrenecek.

image

Büyünün tesiri yenisiyle karşılaşasıya kadar geçmiş olacak. Geçmiş olsun. Her kırgın ayrılan; “Bir daha kimseye güvenmem, aşk meşk yok bundan sonra keyfime bakarım ben, bu ne ya hayatımı esir aldı.” diyerek kendini ikna turlarına başlar. Bütün bu cümlelerde hep dost meclisi mevzularıdır.

Kulaklığından duyduğun iki notayla sızlar için. Birinin parfümünde geçmişinle yüzleşirsin. Bir süre elin telefona gider, çaktırmadan takibi de bırakmazsın. Kiminle ne yapıyor konusu hep merak uyandırır. Hele bir de istemediklerine şahit olursan, hırsından tanınmaz hale gelirsin. Parkta oynamaktan yorgun düşen çocuklar gibi sıkılıp salıncaktan inip evlerinize dönersin.  Ta ki bu hikayenin başına yeniden seni döndüren yeni bir ruh ile tanışasıya kadar.

image

Bu yaşanası haller, insanı insan yapan hisler değil mi? Düşünsenize hiç böyle  yaşanmasaydı, ne anlamı kalırdı ki hayatın. Heyecan, tutku, aldanış, kabulleniş, değişme arzusu, sonra bir değişimin huzursuzluğu, gitme isteği, kalma isteği, vazgeçişler, acılar, sızlanmalar hepsi insana tecrübe. Tecrübelerden birikenleri harcamakla geçmiyor mu ömür? Hepsinin ayrı bir kazanımı var. Bizi biz yapan yaşananların hediyeleri.

Bu başından beri anlatılan süreç kaçınılmaz. Sadece ne ne kadar sürer o bilinmiyor. Sonuç hep aynı. Öyleyse en keyif veren anları uzatmaya daha fazla biriktirmeye çalışmak önemli. İnsan en çok kendini hiç planlamadığı  şekilde değişmiş görürse katlanamaz. Ben olmaktan uzaklaşmışsa biz olmayı sürdüremez.

Hadi o zaman beni bana bırak, sen de kendinde kal. Sakın kendinden gitme. Gel bereber biriktirdiklerimizi harcayalım. Hadi öp de uyuyalım. Öp de uyanayım yeni güne…Artık  bizi bekletme aşk…

 

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: